Bu gün yaşadığımız 6.5 milyar nüfuslu kürede var olan ekonomik sistemden kaynaklı pek çok sorun yaşanmakta ve yaşanacaktır da. Tüketim temeli mevcut sistem insanları sürekli olarak tüketime teşvik ederek aslında hem kendi devamlılığını sağlarken hem de kendi sonunu hazırlamaktadır. Kısacası doğadaki kaynaklar sınırsız değildir ve yukarıda da belirttiğim gibi bu gün 6.5 milyar dünya nüfusunun 2050 yılında 12 milyar olacağı tahmin edilmektedir.Bu durum hizmetlerden tutunda doğal kaynaklardan yararlanmaya kadar her konuda insanların birbirleriyle rekabet etmelerine ve hatta çoğu kez de kanlı savaşlara neden olacaktır.
Bakın tarihte sayısız kanlı, şiddetli pek çok sivilin ölümüne neden olan savaşlar yaşanmıştır bunların pek çoğunun temel nedenleri hammaddeler, stratejik topraklar v.s. ama hiç birinin temel nedeni “su” olmamıştır.”su” yu hayat bağlamında ele alırsak kıt su kaynaklarından dolayı çok daha kanlı savaşların yaşanacağı öngörüsünde bulunmak pekte abartı olmaz sanırım.
Yaşadığımız coğrafyada da su büyük bir sorundur.özellikle yakın tarihte türkiyenin ırak ve Suriye ile yaşadığı su sorunları Türkiye ile bu devletlerin ilişkilerini yıpratmış ve hatta bu devletlerin Türkiye ’de terörist faaliyetlerde bulunan pkk yı desteklediği söylentilerine de neden olmuştur.Bu gün gerek Türkiye’nin komşularla “sıfır sorun” temelli dış politika açılımı gerekse de ABD’nin bölgedeki varlığı bu sorunun şimdilik unutulmasına neden olmuştur.
Uluslar arası sistemde su zengini olarak tanımlanan ülkelerde kişi başına kullanılabilir su miktarı 10 bin m3 belirlenmiştir.Türkiye de ise bu miktar 1.830m3 dür.kısacası Türkiye su zengini olamamakla birlikte komşularına nazaran su zengini bir ülkedir.bu durm b.m.2040 da su savaşları yaşanacak tezini desteklemektedir.türkiye’nin ise böyle bir savaşı yaşaması ise kuvvetle muhtemeldir.ayrıca ABD’nin bölgedeki varlığı Türkiye için tehditin başka bir boyutudur.
Konuyu ırak ve Türkiye ekseninde ele alırsak.petrolünü abd’ye devretmiş bir ırak yönetimi bu ülkeden aldığı teknolojik silahlarını türkiyeye karşı kullanabilir, diğer taraftan güçlü bir türkişyenin bu ülkenin kuzeyinden bu saldırılara karşılık vermesi Musul-kerkük petrolleri düşünüldüğünde başta abd olmak üzere büyük petrol şirketlerinin çıkarlarını tehlikeye atacaktır.
Sorunu Suriye ve Türkiye denkleminde değerlendirdiğimizde ise çıkacak savaşı taraflardan birinin kazanması su kaynaklarını ellerinde (devlet elinde) tutacakları anlamına gelmez,zamanı geldiğinde bunları özelleştireceklerdir.aksi
halde İran’da 50’li yıllarda “Musaddık “ın başına gelenler bu gün özelleştirmeye karı gelenlerin başına gelebilir.
1971 de OAPEC petrol ihraç eden arap devletleri birliğinin başta abd ve sirail olmak üzere diğer batılı devletlere uyguladığı petrol ambargosu Arapların oluşturduğu birliğin başarısıdır.daha doğrusu 3. dünya ülkelerinin bir başarısıdır.
Türkiye Suriye ırak gibi yakın zamanda su sıkıntısı çekecek devletlerin bu sorunu savaşarak değil birlikte haraket ederek çözmeleri gerekir. Su ilişkileri yıpratmak için değil ilişkileri kuvvetlendirmek için kullanılmalıdır.
Söyleyebilirim ki bu gün ki uluslar arası sistemde 3.dünya ülkelerinin yani çevre ülkelerin merkez yani gelişmiş ülkelere karşı durabilmeleri için tek çare birlik olmaktır.
*YAZAR: Altan Barış Altun
YORUM YAZMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.
Türkiye’nin Su Sorunu isimli yazıda T.C. yasalarına ve telif haklarına aykırı içerik ya da bağlantı bulunuyorsa iletisim [at] imlahatasi.net adresine elektronik posta göndermeniz yeterlidir. Yasal Uyarıyı okumak için buraya tıklatın.
Toplam 184 kez okunmuş, bugün hiç okunmamış. En son 09.02.2012 tarihinde okunmuş.
Etiketler: altan barış altun, dünyadaki su sorunu, küresel ısınma nedir, küresel ısınma sorunu, su problemleri, su sıkıntısı, su sorunu, su sorunu hakkında makale, su sorunu nedir, türkiyedeki su sorunu, türkiyenin su problemi



